NAZİ DÖNEMİ ALMAN PROPAGANDA SİNEMASI

NAZİ DÖNEMİ ALMAN PROPAGANDA SİNEMASI
Propaganda, toplumların bütünleşme süreçleri içerisinde büyük rol oynamış; anlatısal, yazınsal ve görsel biçimlerde kendini göstermiş bir araçtır. Farklı toplumların gerek savaş, gerek iktisadi problem dönemlerinde, gerekse de uluslaştırma politikaları içerisinde propaganda, oldukça etkili bir konuma sahiptir. Latince kökenli olup,’propagare’den gelmektedir. Latince ’de ‘yaymak’ demektir. Propagandanın amacı herhangi bir konuda gerçekleri konuşmaktansa insanların görüşlerini somut şekilde etkileyebilmektedir. Propagandayı ‘normal’ iletişimden ayıran nokta bir görüşü biçimlendirmeye çalışan mesajın çok ince yollarla yapılmasıdır. Bu yüzden propaganda, genelde kasıtlı olarak güçlü duygular uyandıracak şekilde özellikle kavramlar arasında mantıksal olmayan ilişkiler önererek sunulur. Bu da, propagandanın sinemasal anlatım içinde çok rahatlıkla biçimsel ve içeriksel olarak nefes alabilmesine olanak sağlamıştır. Çağlar boyunca farklı şekillerde ortaya çıkmış olan propagandanın örneklerinin izini sürebileceğimiz çok farklı platformlar mevcuttur. İşte bu noktada rahatça söyleyebiliriz ki Nazi Almanyası ciddi anlamda propagandanın yapılış şekliyle dünya tarihindeki yerini almıştır.İlerki kısımlarda Nazilerin sinema üzerindeki propagandaları ve psikolojik baskılarını inceleyeceğiz.

Nazizm ve Sinema:

Nazi Propaganda çalışmaları, en önemli ve en çok ses getiren propaganda çabalarından biridir. Almanya savaştan çıkmış ve çok zayıf düşmüştü. Hitler iktidara geçmek için hem sosyalist hem de milliyetçi kesimin desteğini kazanmak amacıyla propagandayı kullandı. Alman ırkının üstün ırk olduğunu ve bu yüzden de dünyayı yönetmesi gerektiğini halka anlattı ve bunun için de savaştan çıkmış halkın öfkesini kullandı. Hitler’in Propaganda faaliyetlerini Joseph Gobbels yönetiyordu ve yaptığı propaganda çalışmaları sayesinde Almanya’yı savaşa sokmayı başardı. Hitler, hem sinema hem de grafik yöntemlerini yoğun olarak kullanmıştır. Özellikle kullandıkları amblem ve şahin figürü Nazi propagandasının önemli unsurlarıdır.


Almanya'daki çoğu propaganda Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı (Almanca'daki kısaltmasıyla ''Promi'') tarafından yapılmıştır. Joseph Goebbels, Hitler 1933 senesinde göreve geldikten kısa bir süre sonra bu bakanlıktan sorumlu olmuştur. Joseph Goebbels'in 'Bakanlığı'na bağlı tüm film endüstrisi ve film üretim ve dağıtımı kamusallaştırdı. Tüm gazeteciler, yazarlar ve sanatçılar bakanlığın basın, güzel sanatlar, müzik, tiyatro, film, edebiyet ve radyo alt odalarından birine kayıt olmak zorundaydı''. Bu kuruluşlar. Nazizm eline geçerek onlardan onay alınmadıktan sonra hiçbir yayına izin verilmedi. Herhangi bir şekilde Nazi inançlarına ya da rejime karşı tehdit oluşturan görüşler sansür uğradı ya da tüm medyadan kaldırıldı.
Nazizm şu beş öğeyle belirlenebilir.
  • Irkçılık
  • Otorite
  • Anti-semitizm
  • Diktatörlük
  • Anti-komünizm




1933 baharı boyunca, Nazi öğrenci örgütleri, öğretim üyeleri ve kütüphaneciler Almanlar tarafından okunmaması gerektiğini düşündükleri kitapları içeren uzun listeler hazırladı. Daha sonra, 10 Mayıs 1933 gecesi Naziler tüm Almanya'daki kütüphaneleri ve kitapçıları bastı. Gece meşalelerle geçit törenlerinde yürüdüler, şarkılar söylediler ve kitapları açık havada yaktıkları büyük ateşe attılar. O gece 25.000'den fazla kitap yakıldı. Bunlardan bazıları Albert Eistein ve Sigmund Freud gibi Yahudi yazarların eserleriydi. Kitapların çoğu Yahudi olmayan yazarlara aitti. Bunların arasında fikirleri Nazilerce kendilerinkinden farklı görülen ve bundan dolayı okunmaması gerektiğini düşünülen, Jack London, Ernest Hemingway ve Sinclair Lewis gibi ünlü Amerikalılar da vardı.(Örneğin: Brian Percival yönetmenliğinde, Kitap Hırsızı filminde Nazilerin kitap yakma sahnesini bu filmde ele almışlardır. Nazi askerlerin sokağa gelerek kitapları atması ve insanlarında meşaleleriyle etrafta toplanarak buldukları Yahudi kitapları ya da alman düşüncesine karşı olanları ateşe atarak alman milli şarkılarını söylemeleri ve çocuklarını da ''hadi sende at bu kitapları yak otoritere karşı gelme biz almanız'' Yahudilerin kitaplarını yakarak onları istemediklerini propaganda yaparak karşılık veriyorlar o filmde gerçek olaydaki farkı küçük kız ateşin sönmesini bekledikten sonra oradaki bir kitabı alıp kaçarak evine gitmesi...)

Önemli tarihlere bakacak olursak:
5 Aralık 1930
JOSEPH GOEBBELS FİLM GALASINI DAĞITTI
Adolf Hitler'in başyardımcılarından biri olan Joseph Goebbels ve Fırtına Birlikleri, Berlin'deki Erich Maria Remarque'ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan ''Batı Cephesi'nde Yeni Bir Şey Yok'' adlı filmin galasını dağıttı. Nazi protestocular filmin gösterimini durdurmak için sis bombaları ve aksırık tozları attı. Filmin kesilmesine karşı çıkan seyirciler dövüldü. Roman, Naziler arasında hiçbir zaman sevilmemişti, çünkü savaşın zalim ve saçma yanını tasvir etmesini ''Almanların özüne ait bulmuyorlardır''. Filmde verilen mesaj şuydu. Savaş bir cinayettir ve 'savaşı zenginler çıkarır ama yoksular cepheye gider'. Sonuç olarak film yasaklandı. Kitap ise 1933 yılında gerçekleşen ''kitap yakılması'' eylemlerinde bu romanda yakılmıştır. Remarque 1931'de İşviçre'ye göç etti ve Naziler iktidara geldikten sonra 1938'de Remarque'ın Alman vatadaşlığı feshetti.
13 Mart 1933
JOSEPH GOEBBELS REICH PROPAGANDA BAKANLIĞININ BAŞINDA
Adolf Hitler'in en güvendiği yandaşlarından biri olan Joeph Gobbels, Halkı Bilgilendirme ve Propaganda Bakanlığı'nın başına getirildi. Bu kurum, tüm medyadaki yazıların ve yayınların (gazete, radyo programların ve filmler) yanı sıra, genel eğlence ve kültür programlarını (tiyatro, sanat ve müzik) de kontrol ediyordu. Goebbels, Nazi ırkçılığını ve fikirlerini medyada kullanıyordu.
10 Mayıs 1933
JOSEPH GOEBBELS BERLİN'DEKİ KİTAP YAKMA OLAYINDA KONUŞTU

Kırk bin kişi Berlin'in Opera Meydanı'nda Alman propaganda bakanı Joseph Goebbels'in konuşmasını dinlemek için toplandı. Goebbels, Yahudiler, liberaller, solcular, pasifistler, yabancılar ve diğerleri tarafından yazılan her şeyi ''Almanların özüne ait olmadıklarını'' için kınadı. Nazi öğrenciler kitapları yakmaya başladı. Tüm Almanya'daki kütüphaneler ''sansürlenen'' kitaplardan arındırıldı. Goebbels ''Alman ruhunu temizlenmesi hareketini'' ilan etti.
İRADENİN ZAFERİ
Künye:
Yönetmen: Leni Riefenstahl
Senaryo: Walter Ruttmann, Leni Riefenstahl
Yapımcı: Leni Riefenstahl
Müzik: Herbert Windt
Görüntü Yönetmeni: Willy Zielke, Franz Weihmayr, Walter Frentz, Sepp Allgeier
Süre:114 dk
Tür: Belgesel, Savaş
Ülke: Almanya

Filmin Yapım Öyküsü:


1934 yılında çekilmeye başlanan ve 1935 yılında yayınlanan İradenin Zaferi ünlü Alman aktirist, Lenin Riefenstahl tarafından Hitler’in isteğiyle çekilen, çağın belki de en iddialı propaganda denemesi.
Yapım aşamasında NSDAP'den büyük mali ve teknik destek alan Riefenstahl yeni nasyonal sosyalist devleti yücelten ve görkemini vurgulayan epik ölçekte bir film ortaya çıkardı. Emrine tam 30 kameraman ve sayısız teknisyen verilmişti. Zaten Nürnberg şehri böylesine bir belgesel için uygun ve görkemli bir doğal dekoru oluşturuyordu. Riefenstahl emrine verilen NSDAP teşkilatına ışık kuleleri, kamera rayları, yeni köprüler gibi istediği pahalı teknik değişiklikleri anında yaptırabiliyordu. O zaman için yenilikçi sayılabilecek, kamera kaydırmaları, çarpıcı kompozisyonlar, havadan çekimler, telefoto lensler kullanılarak bilerek yapılmış perspektif çarpıtmaları, tempolu bir kurgu, yerli yerinde kullanılan etkileyici müzik ve bütün bunlara ilaveten Leni Riefenstahl'ın mesleki hırsı ve nasyonal sosyalizme olan coşkulu inancının kattığı manevi estetik (ki bunu savaştan sonra inkar etmişti) tarih boyunca yapılmış en etkili ve başarılı propaganda filminin ve tüm zamanların en iyi filmlerden birinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. 400 kilometre uzunluğunda ham film harcanmıştı, 61 saat süren ham çekimlerden 6 ay süren kurgu sonunda (toplam çekilen filmin %3'ü kullanılarak) yaklaşık 2 saatlik bir film ortaya çıkmıştı.
Almanya dışında ABD, Fransa ve İsveç gibi birçok ülkede de ödüller kazanan film sonraki yıllarda birçok sinema filmi, belgesel ve reklam filmini etkilemeye devam etti. Savaştan sonra NSDAP'nin ileri gelenleri de ironik bir şekilde yine Nürnberg şehrinde savaşın galipleri tarafından kurulan savaş suçları mahkemesinde yargılanmışlardı. Leni Reieferstahl 'da yargılanarak 4 yıl hapse mahkûm edilmişti.
Filmin Analizi:
Filmin ilk başlama sahnesinde Hitleri simgeleyen şahin figürünü göstererek başlıyor. Sonrasında Adolf Hitlerin uçakta olduğu sahnesinden Nürnberg inişini gösteriyor. Uçak çekiminde daha çok dışardaki temalar çekilmiş ve bulut sahnesinde arkadan müzik eşliğinde sanki Adolf Hitler özgürlüğe gidiyormuş havası verilmiş ve oradan şehrin görüntüsünü ve askerlerin, insanların hizayı bozmadan yürüyüş yaptıklarını ve en son sahnesinde Adolf Hitlerin inişi gösteriyor. Adolf Hitler miting en ünlüsü olan 1934 Parti Kongresi’ni kaydetmiştir hatta sahnede kongre ismini ve tarihini vermiştir yönetmen. Bu film, mitingin her aşamasının sembolik bir doku oluşturacak bir biçimde nasıl düzenlendiğini gösterir. 
Film içerisinde insanların geometrik şekiller oluşturacak biçimde dizilmesi, dağınık toplulukların birleşik bir milli güce dönüşmesini sembolize etmektedir. Hitler’in insan dizilerinin arasındaki geniş koridorlardan ilerleyerek onlardan daha yüksek bir seviyeye yerleştirilmiş kürsüsüne ulaşması, onun ‘’insanların arasından kutsal mesajını iletmek üzere yükselen’’ sıradan bir asker olduğu düşüncesini harekete geçirir. Kürsüye doğru ilerlerken yapılan karşılıklı tezahüratlar, Hitler’in halkın gözünde Tanrısal  bir imajı olduğunu göstermektedir. Hatta halkı selamlamak için gittiği meydanda insanların coşku ve sevinciyle karşılanmaktadır. Özellikle kadınlar Adolf Hitleri hayranlığını gözler önüne sürüyor ve bi kadın bebeği kucağında hitlerin yanına gelerek bebeği hitlere çiçek veriyor ve hitlerin selamını yapıyor. Hitlerin sert mizacığına rağmen orda halkına gülümseyerek selam veriyor.
Filmde gösterildiği gibi miting birkaç gün sürmüştür. Çoğunlukla genç erkeklerden oluşan katılımcılar ülkelerin değişik bölgelerinden gelmiştir.(film bu askerlerin, farklı bölgelerden yola çıkarak bir araya gelişini anlatmaktadır): bu genç erkekler askeri kamp bölgelerinde birlikte yemek yiyip, birlikte yıkanıp, birlikte uyumaktadır. Ancak Kamplarla ilişkili olan ‘’Temizlik Sağlıktır’’ anlayışı aslında uğursuzcadır; buradaki temizlik (en küçük mantıksal ya da bilimsel kanıtı olmadan, diğer kanlardan daha üstün ve onlardan farklı olduğu düşüncesiyle) Ari ırkın kanının temizlenmesidir. Fener alayı, şimdi Naziler ile birçok kişi tarafından ilişkili olsa da,  ortaçağ karnaval kutlaması hatırlatıyor. Özellikle de belgeselde gösterilen çiftçilerin resmi geçidinde Almanya’nın kutlamalarına devam ettiği ve yaptığı hasatları gösteriyor orda da halk Hitleri sevgiyle karşılıyor çocuklar bile görmek için duvarlara çıkarak bakıyor burada da Tanrısal bir simge olduğunu görüyoruz. Her ne kadar Leni bu film için bir propaganda olmadığını, sadece film yaptığını söylesede filmin her karesi planlanmış, her görüntüsü hesaplanmıştı. Elbette bunda da Hitler’in büyük payı vardı çünkü onlardan habersiz bir şey yapılamazdı önceki konulardan bahsettiğimiz gibi.
Bununla birlikte, İradenin Zaferi ‘’Bütün Zamanların En İyi Propaganda Filmi ünvanını hak ediyor. En çokta filmde payı olan Aydınlanma ve Propaganda Bakanı Goebbels’tir.
Daha çok bu filmde propagandanın ve reklamın insanı etkilediğini fark eden yöneticiler, bunu etkin şekilde bu filmde de kullanmışlardır.
Özellikle film eleştirmenleri İradenin Zaferi’ni Nazi diktatörlerin kitle dekorunu biçimlemede Nibelungen’den esinlendiklerini kanıtlar.
Kara propagandaya rağmen bu film 1935 Venedik Uluslararası Film Festivali’nde altın madalya, 1937 Paris Film Festivali’nde büyük ödül kazanmıştır. Ancak temelde bir senaryodan yoksun olan yapım, bugün dahi birçok eleştirmene göre, görsel bakımdansa bir devrim niteliğinde ama bugün bazı ülkelerde hala yasaklı bir filmdir.

Bu filmde istenen tek şey ise, her faşist yönetiminde olsun halkın otoritere karşı itaat etmesidir. Düşünmenin ve yorumlanmanın sadece yönetenlere ya da Hitler’e bırakılmasıdır. Özellikle medya konusunda kendi eline alarak halka sadece Hitlerin gözünden bakılmasını ve ona karşı gelen yayın ve kuruluşların kapatılması gibi örnek olarakta Erich Maria Remarque’ın yaptığı roman gibi. Kendisinin de, kendisine inanlarında ölüme doğru gidişlerin başlangıcıdır çünkü dört yıl sonra İkinci Dünya Savaşı başlar ve 1945’te ise Almanya yeniden yerle bir olur ve Hitler ve yöneticileri intihar etmek zorunda kalır. Bir caninin doğuşu hüzünle biter.

KAYNAKÇA:
ÖZARSLAN Zeynep, Sinema Kuramları, su yayınevi, İstanbul,2013
http://www.otekisinema.com/alman-propaganda-sinemasi/ 27.03.2014
http://www.ushmm.org/outreach/tr/article.php?ModuleId=10007677 27.03.2014
Film hakkında bazı bilgiler İngilizce Vikipedia’dan alınmıştır.










Yorumlar

Popüler Yayınlar